“İslam’da Stres Yönetimi ve Öfke Kontrolü” konferansı gerçekleştirildi

Üniversitemiz İslami İlimler Fakültesi tarafından “İslam’da Stres Yönetimi ve Öfke Kontrolü” adlı konferans düzenlendi.

Üniversitemiz Kutlubey Kampüsü Mimar Sinan Desliği Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlik, İslami İlimler Fakültesi öğrencisi Metin Yılmaz tarafından verilen Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı.

Konferansın açılış konuşmasını yapan İslami İlimler Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Azize Toper Kaygın, günlük hayatta stresin hep var olduğunu, uzmanlara göre orta ve düşük düzeyli stresin başarıyı pozitif yönde etkilediğini söyledi.

Kaygın, “Orta ve düşük düzeyli stres başarıyı pozitif etkileyip, kişiyi tetikte tutarak olası tehlikelere karşı hazır olmayı ve zor durumlarla baş etmeyi sağlayabilir. Buna rağmen aşırı stres hem fizyolojik hem de psikolojik tahribatlara yol açabilir. Bu durum başarı ve mutluluk için bir engeldir.” dedi.

Öfkenin zaman zaman kontrol edilemeyen ve yıkıcı bir hale dönüşme potansiyeline sahip bir duygu olduğunu da aktaran Kaygın, öfkeye karşı manevi kaynaklardan istifade edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Açılış konuşmasının ardından Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Yıldırım tarafından “İslam’da Stres Yönetimi ve Öfke Kontrolü” adlı konferans verildi. Türk-İslâm geleneğinin insan psikolojisine verdiği öneme dikkat çekerek başladığı konuşmasında Yıldırım, “En başta Kur’ân-ı Kerîm, insan psikolojisini görmezden gelen ve onu olduğundan üstün sayan bir yapıda değildir. Bu minvalde hatasıyla sevabıyla insana insan olarak yaklaşan bu dinin, Hz. Muhammed (S.A.V.) örnekliğinde öfke ve kaygı kontrolü sorunlarına çözümler sunmaktadır.” diye konuştu.

Yıldırım, İslâm’a göre stresle baş etmenin yolunun tevekkül olduğunu kaydederek “Örneğin Peygamberimiz Mekke’den Medine’ye hicreti sırasında güçlerinin en son yettiği yere kadar çabalamış ve hatta oldukça yüksek bir mevkide bulunan bir mağaraya sığınmışlardır. İnsan bir şeyi gerçekleştirmek istiyorsa bütün zorluklara rağmen elinden geleni yapmalıdır. Tevekkül aslında bu anlama gelmektedir.” şeklinde konuştu.

Öfke ve kaygıya neden olacak ortamların oluşturulmaması gerektiğini de vurgulayan Yıldırım, “Sosyal yaşantımızda dayanışmayı ayakta tutmaya çalışmalıyız. Bu şekilde yaparsak öfke ve stresin yaratacağı daha büyük sorunlarla karşılaşmamış oluruz.” İfadelerini kullandı.


BARÜ’de dijital çağda dezenformasyonla mücadele anlatıldı BARÜ’den kültürel mirasa anlamlı katkı: Yüzyıllık çınarın hikâyesi kitap oldu BARÜ’lü öğrencilerin aralarında bulunduğu proje ekibi tarafından “ÜNİDES Dijital Portal” geliştirildi BARÜ ile Fırat Üniversitesi arasında iş birliği protokolü imzalandı BARÜ, TÜBİTAK tarafından desteklenen 4 projesiyle bilimsel üretimini güçlendiriyor BARÜ’lü öğrenciler “Yarının Teknoloji Liderleri Yarışması”nda finalist oldu BARÜ ile BAKKA arasında yapay zekâ eğitimine yönelik protokol yapıldı Bartın Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulunda “Makine” programı açıldı BARÜ’de XI. Kadın Matematikçiler Derneği Çalıştayı gerçekleştirildi BARÜ’nün Kazakistanlı öğrencilerinden “PANELSAN CUP 2026”da şampiyonluk başarısı